Birçok insan yavaş sistemin beynin “akıllı” kısmı olduğu, sonucunu düşünmeden kanıya varan, “aptal” hızlı sistemle durmaksızın boğuştuğu yanılgısına düşer. Atfedilen özelliklere göre, yavaş sistem kalorileri hesaplamak ister ama hızlı sistem Mars marka bir çikolata gördüğü yerde üzerine atlar. Ama bu düşünce, hızlı sistemin izlediği karmaşık yolların ve daha da karmaşık bir dünyada geçen yaşantımıza nasıl katkıda bulunduğunun yanlış bir temsilidir. İlk kez araba kullanmaya çalıştığınızda nasıl hissettiğinizi düşünün. Çabalamanızı, sürekli yoğun dikkat göstermenizi gerektirir. Yavaş sisteminiz tam kapasite çalışıyordur. Şimdi de hızlı sistem görevi devraldığında çaba gerektirmeden, kendiliğinden araba kullandığınızı ve bunun nasıl hissettirdiğini bir düşünün. Yani hızlı sistem aklımızı çelse de (çok yemek, emeklilik için birikim yapamamak, işyerinden bekledikleri o raporu asla tamamlayamamak) bizi hedeflere ulaştıracak yolun anahtarını elinde bulundurur.
Yani bu kitap, dikkatinizi hedeflerinize ulaşmanıza yardımcı olacak şekilde yönlendirmenize yarayacak davranış bilimi alanındaki en güncel araştırmaları önünüze sermektedir. Yavaş sisteminizi, hızlı sisteminizin en çok ihtiyaç duyduğunuz anlarda devreye girmesine olanak tanıyacak akıllıca yöntemlerle kullanmanıza yardımcı olacak basit bir yapı iskelesi sunacaktır. Bu büyük oranda, yansıtıcı sisteminizi bugün kullanarak, eylemi gerçekleştirecek olan gelecek benliğinizin etrafına davranışsal yapı iskelenizi örmeniz anlamına gelecektir. Böylece size küçük detayların tahmin ettiğinizden daha önemli olduğunu hatırlatacağız. Büyük hedeflere ulaşmak için basit düşünmeniz gerekiyor.
Bu kitabın kalbinde yatan fikirler yalnızca son elli yılın akademik araştırmalarına bakılarak ortaya atılmamıştır. David Cameron’ın 2010 yılında başbakan seçildikten kısa süre sonra kurduğu Davranışsal Kavrayış Ekibi (Sıklıkla Dürtme Ekibi olarak anılır), bu araştırmaları alıp son altı yıldır geliştirdiği programlar aracılığıyla test etmiştir. Davranışsal Kavrayış Ekibi’nin o zamanlardaki hedefi şimdikiyle aynıdır: davranış bilimi alanındaki araştırmalardan elde edilen fikirleri, insanların kendileri için daha iyi seçimler yapabilmelerine yardım edebilmek üzere gerçek hayatta uygulamak. 2010 yılında birçok kişi bunun işe yaramayacağını düşünmüştü. Basın konuya şüpheyle yaklaşmıştı ve birçok gazeteci bunun hükümetin ciddi ve yenilikçi bir girişimi değil de uyduruk bir saçmalık olduğuna inanmıştı. Çoğu hükümet yetkilisi de bu girişime, hükümetin öncelikli ilgi alanının yüksek bütçeli programlar, yeni yasalar ve cesur duyurularla ilgili olması gerektiğini ifade ederek meydan okumuştu. O dönemin olayı büyük düşünmekti.
Tony Blair ve Gordon Brown yönetimi altındaki Başbakanlık Strateji Birimi’nde görev yaparken bizler de büyük düşünmeye alışkındık. Bu, temiz bir sayfa açarsak, belediyelerin durumunun 15 sene içinde nasıl olacağı üzerine bir proje olabilirdi. Öğrencilerin katılımını artırmak için eğitim sisteminin nasıl kökten değiştirilmesi gerektiğiyle ilgili bir çalışma da olabilirdi. Elbette ki böyle büyük stratejik programlar da faydalıdır. Ama bu programlara girişildiğinde, masa başında geliştirilen strateji ile uygulanan arasında büyük bir fark oluşabilir. Bu yüzden, Davranışsal Kavrayış Ekibi’ni kurarken hükümet programlarının insanların günlük kararlarını nasıl etkilediğini daha iyi anlayabilmek adına kalıplaşmış fikirlerden sıyrılma fırsatını değerlendirdik. Bu, büyük değil basit düşünerek başlamamızı gerektiriyordu.
İlk yaptığımız değişiklik kanıt toplama yöntemlerimiz üzerine oldu. Masalarımızdan kalkıp kamu hizmetlerinin pratikte nasıl işlediğine yakından bakmaya başladık. Paul ve diğerlerinin iş bulmalarına yardımcı olacak değişiklikleri yapmadan önce iş bulma kurumlarında haftalar geçirdik. İnsanların mahkemece verilmiş ceza ücretlerini neden ödemediklerini anlamak için haciz memurlarıyla şafak baskınlarına katıldık (ortaya çıktı ki, birçok insan ödenmemiş ceza borcu olduğundan bile haberdar değildi). Hatta yüzlerce vergi formunu gözden geçirip insanların neden vergilerini zamanında ödemediklerini anlamaya çabaladık. Bu alanların her birinde bir şeyleri nasıl daha farklı yapabileceğimizi anlayabilmek için yıllardır sürdürülen davranış bilimi araştırmalarından yararlandık. Aynı zamanda çabalarımızı desteklemek amacıyla, en yakın danışmanlarımızdan biri olmaya devam eden, Dürtme kitabının yazarlarından Richard Thaler’ın da aralarında yer aldığı, dünyanın önde gelen davranış bilimcilerinin tavsiyelerinden faydalandık.
Zaman içerisinde, bir şeylerin işleyişini büyük stratejiler sunarak değil, bir araya geldiğinde dikkate değer etkiye sebep olan bir dizi küçük değişiklikler yaparak geliştirme fırsatı elde ettik. Vergilerini geç ödeyenlere yazılan mektuplara tek bir satır ekleyerek (insanların büyük kısmının vergilerini zamanında ödediği bilgilendirmesi) milyonlarca sterlin vergi borcunun ödenmesine ön ayak olunabileceğini gösterdik. Haciz memurlarını göndermeden önce insanları bir tek mesajla harekete geçirmenin borç ödeme oranlarını üç katı oranda artırdığını ortaya çıkardık. İş arayan insanların iş arama yöntemlerinde yaptığımız ufacık değişikliklerin binlerce insanın daha kolay işe girmesine yardımcı olduğunu gösterdik.
Bu küçük değişikliklerin etkili olduğunu biliyorduk çünkü yasa çıkarma sürecinin işleyişiyle ilgili ikinci bir değişiklik daha yapmıştık. Yaptığımız değişikliklerin gerçekten işe yarayıp yaramadığını dikkatle kontrol ettik. Yaptığımız her küçük değişiklik için, yeni müdahaleye maruz kalmış biriyle (yeni tür vergi mektubu almış, yeni tür iş arama sürecine dahil olmuş) plasebo hapına eşdeğer durumla karşılaşmış biri (işlerin eski şekliyle yapılması)7 arasında ne fark olduğunu karşılaştırdığımız “rasgele kontrollü deneyler” gerçekleştirdik. Klinik araştırmalar yürüten bir doktor edasıyla, görülen etkilerin herhangi bir sebepten değil de bizim yaptığımız değişiklikler sayesinde olduğunu bu şekilde ortaya koyduk.
Bir yasayı geniş çapta yürürlüğe sokmadan önce test etmek zaten yapılması gereken şey gibi görünebilir. Ama bu testleri gerçekleştirmeye başladığımız dönemde radikal bir girişim olarak görülüyordu. Geri kalan şüphecileri de tarafımıza çeken şey, mütemadiyen artan olumlu test sonuçları oldu. Sunduğumuz ufak değişikliklerin, bir araya geldiklerinde büyük etkilere sebep olduklarını kesin olarak gösterebiliyorduk. Basın, Davranışsal Kavrayış Ekibi’nin yeni bulgularıyla10 ilgili yüreklendirici yazılar kaleme almaya ve hükümet yetkilileri sorumlu oldukları bölgelerde yapılabilecek değişikliklerle ilgili bize gelmeye başlamıştı. 2010 yılında kulağa radikal gelen, yasaların belirlenme biçimini değiştirmek için başvurduğumuz fikirler yavaş yavaş ana akım haline geliyordu.
Davranışsal Kavrayış Ekibi’nin son altı sene içerisinde yaptığı değişiklikler iki kategoriye ayrılma eğilimi gösteriyor. Bir yandan hükümetlerin vatandaşları tasarruf etmek, vergilerini ödemek ya da sağlıklı yaşamak gibi konularda doğrudan dürtebilecekleri yollar tasarlarken, diğer yandan da iş bulma kurumu programında Melissa’nın kullandığı gibi, kamu çalışanlarını dürtmeye yardımcı olacak gereçler oluşturduk. Bu alanlarda dürtme işlemini gerçekleştiren Dürtme Ekibi oldu.
Bu kitap, üzerinde daha az durulan üçüncü bir dürtme kategorisine, kendini dürtmeye odaklandı. Yani klasik dürtmeler, kişinin karar aldığı çevrenin bir başkası tarafından değiştirilmesini gerektirirken, biz bu kitapta kendi özel ve iş yaşamınızda gerekli dürtmeleri gerçekleştirebilmeniz için ihtiyacınız olan gereçleri sunduk. Büyük ihtimalle dakik olabilmek için saatinizi birkaç dakika geriye almak, meslektaşlarınızın belirli bir projeyi üstlenmelerini sağlamak, kurabiye kavanozunu saklamak ya da çocuklarınızın iyi davranışlarını ödüllendirmek gibi kendini dürtme tekniklerini günlük hayatınızda zaten kullanıyorsunuzdur. Bu kitap, kendinizi ve hedeflerinize ulaşmak için beraber çalıştığınız kişileri dürtmekte kullanabileceğiniz, yeterliliği kanıtlanmış çeşitli teknikler sayesinde zaten yaptığınız bu şeyleri daha sistematik biçimde gerçekleştirmenize yardımcı olmayı hedeflemektedir. Bu nedenle, incelediğimiz sayısız çalışmaya ek olarak size kendimizi dürtmek ve Davranışsal Kavrayış Ekibi’ne yeni uygulamalar edindirmek için bu kavrayışları nasıl kullandığımızla ilgili hikâyeler de anlatacağız. İşin özü, dürtme malzeme çantamızı açacağız ki herkes bu alet edevatı günlük hayatında kullanabilsin.
Bu kitabın kalbinde basit bir sistem yatar. Bu sistem, yedi temel kavram etrafına inşa edilmiştir. Bu temel kavramları ve onları oluşturan kuralları anlamak ve uygulamak kolay olsa da, nasıl uygulanmaları gerektiğine dair ufak detaylar da önemlidir; çünkü birçoğu “sağduyu” ile uygulanabiliyorken bazısı da ezber bozan türdendir. Bu nedenle kavramların temellendirildiği araştırmaların yanı sıra, nerede ve nasıl yanılsamaya düşebileceğinizi uzun uzun anlattık.
Basit düşünmenin küçük hedeflerle ilgili olmadığını baştan söylemek gerekir. Gerçek bundan çok uzaktır. Bu kitabın sizin (ve çevrenizdekilerin) ev ve iş yaşamınızda gerçekten fark yaratabilecek hedeflere ulaşmanıza yardımcı olmasını umuyoruz. Bizim savımız, büyük hedeflere ulaşmak için basit düşünmeye başlamanız gerektiğidir. Yani ihtiraslarınızı dizginlemenize gerek yoktur. İşin sırrı, büyük hedeflerinize ulaşma yolunda size destek olan küçük ve çoğunlukla basit detayları doğru uygulamaya odaklanan bir düşünce biçimini benimsemenizde yatar.
Basit Düşün, bir yapılacaklar listesi değildir. Hedefinize ulaşma yolunda, burada belirtilen yedi adımı körü körüne uygulamanıza gerek yoktur. Daha ziyade bu kitabı, her farklı unsurun size farklı bir dizi destek ve gereç sunduğu, kendi projenizin etrafına inşa edeceğiniz davranışsal bir yapı iskelesi olarak görebilmeniz gerekir.
Basit Düşün sistemi, hedefinizi nasıl belirlediğiniz ve planladığınız sorusuyla başlar ki bu da yapı iskelenizin temelini oluşturur. Daha sonra, süreç boyunca motive olmanıza yardım edecek dayanakları ve birleşim yerlerini inşa ederken size rehberlik edeceğiz. Bağlayıcı taahhütlerde bulunmanıza, doğru şekilde ödüller belirlemenize, başkalarının desteğinden ve geri bildiriminden yararlanmanıza fayda sağlayacak gereçler bu bağlama dahildir. Her hedef için tüm bu gereçleri kullanmanıza gerek olmasa da, ne kadar destek alırsanız yapı iskeleniz de o kadar güçlü olacaktır. Son olarak yapı iskelenizi nihai şekliyle nasıl bir araya getireceğinizi, nasıl ilerleyeceğinizi ve uzun süreli hedefinizi nasıl takip etmeniz gerektiğini, elde ettiğimiz son bulgular ışığında inceleyeceğiz. Bu bağlar, işler zorlaştığında ve günlük hayatın baskıları engellenemez biçimde önünüze çıkmaya başladığında özellikle faydalı olacaktır.
Gerçekten de Basit Düşün sistemini kullanarak kendinize en uygun hedefleri seçebilmenizi, bu hedeflere ulaşmak için gereken kolay ve dolaysız yöntemleri anlayabilmenizi, bunları yaparken dünyayı kendiniz ve etrafınızdakiler için daha bir yer haline getirebilmenizi umuyoruz.
О проекте
О подписке
Другие проекты
