Kumandan X’in5 elde bulunan video ve röportajlarında Anonymous hakkında diyor ki; Bizler bir terör örgütü değiliz.
2011 yılında Aaron Barr tarafından, Anonymous hakkında yapılan bir soruşturmanın merkezinde de Kumandan X vardı. Barr, Kumandan X’in San Francisco’lu bir bahçıvan olduğunu iddia etmişti. HBGary Federal’e yapılan saldırının ardından yapılan röportajında, Kumandan X, Barr onun grubun lideri olduğundan şüphelenirken, kendisi aslında sadece bir “nefer” olduğunu söyledi. Ancak Kumandan X, yetenekli bir hacker olduğunu ve dost bir örgüt olan PLF’nin kurucusu olduğunu da iddia ediyordu. Kumandan X’e göre, hacktivist kolektifi olan PLF 1985 yılında kurulmuş; Tunus, İran, Mısır ve Bahreyn’deki devlet web sitelerine karşı “hizmeti engelleme saldırısı” düzenlemek için Anonymous’un diğer bir alt grubu olan AnonOps ile birlikte çalışmıştır. Anonymous ve PLF arasındaki ilişkiyi anlatırken NATO’ya bir benzetme yapar ve PLF’nin belirli bir projeye dahil olup olmama kararı alabilen daha küçük bir alt grup olduğunu söyler. “ Hem AnonOps hem de PLF büyük internet grupları oluşturma kapasitesine sahiptir. Aralarındaki en büyük fark AnonOps’un çok büyük kuvvetlerle, ancak karar alma süreci yüzünden çok yavaş bir şekilde hareket etmesidir. PLF ise gibi çok daha hızlı hareket eder.”
Kumandan X kavramı ana akım medyanın Anonymous hakkında en çok nefret ettiği kavramlardan biridir. Çünkü PLF (Halk Kurtuluş Cephesi) gibi “tehlikeli” bir ad taşıyan bir oluşumun lideri olduğunu ve Anonymous’la ve destekçileriyle işbirliği yaptığını iddia eden bir figür hiç kuşkusuz tehlikeli gibi gösterilmek zorundadır. Oysa elde bazı 3. dünya ülkelerinin internet erişimi ve kişisel özgürlük konusundaki müdahalelerine itiraz etmekten başka hiçbir suçu olmayan bir “kumandan” bulunmaktadır. Tek itirafı da hem bir hacker olduğu, hem de bazı 3. dünya üyesi baskıcı rejimlerin internet sitelerine saldırıda bulunduğunu söylemesidir. Kendisinden bir “Siber Che Guevera” yaratmamak konusunda son derece dikkatli olan ana medya da Kumandan hakkında herhangi bir söz etmemek konusunda son derece dikkatli davranmaktadır…
Eylül 2011’de FBI tarafından California’da yakalanan 47 yaşındaki evsiz Chris Doyon’un Kumandan X olduğu konusunda bazı iddialarda bulunulduysa da, bu konuda kesin kanıtlara ulaşılamadığı için kısa sürede serbest bırakıldı. Ancak bu olayın ardından Kumandan X tarafından yazıldığı iddia edilen ve Annoymous’u anlatan bit kitabın 2012’de piyasaya çıkacağı bildirildi ve kitabın yazarı olarak görünen isim şuydu: Christopher Mark Doyon!
Anon’lar tarafından hazırlanan ve Kumandan X’i temsil eden bir grafiti.
Anonymous tayfasının bütün dünya tarafından bu derece önemsenmesi ve “korkulması” demesek bile, “ciddiye alınması” boşuna değildir. Çünkü bu ekip organize oldukları andan itibaren canlarının istediği her kuruluşun sitesini hack’leyebilmekte, istedikleri her türlü bankanın veya mali kuruluşun hesaplarını anında ele geçirebilmekte ve istedikleri her türlü kişisel veya mali bilgiyi internet ortamında tüm dünyaya yayabilmektedirler. Tarihin her döneminde, zalim hükümdarlar olduğu gibi, onların insanlığa karşı yaptığı haksızlıklara, adaletsizliklere direnen, cesur, isimsiz kahramanlar da olmuştur. Anonymous da, aslında bu isimsiz ve hatta görüntüsüz kahramanların günümüzdeki karşılığıdır. Yaşadığımız çağ bilgi ve teknoloji çağı olduğu için, Anonymous da bu güçleri son derece iyi kullanarak devletlerden bile daha güçlü şirketleri yaptıkları haksız uygulamalardan dolayı dize getirebilmektedirler. Bir an düşünsek ve Anonymous’un bireysel özgürlükler ve sivil itaatsizlik gibi felsefi ve insani konularla değil de, sadece internet hırsızlığıyla ilgilendiklerini hayal etsek, birkaç saat içinde milyonlarca doları kişisel veya örgütsel hesaplarına geçirmelerinin işten bile olmadığını görebiliriz. Ama Anonymous bu bilgilerini basit teknolojik hırsızlıklar için değil, daha yüce idealler uğrunda harcamaya meraklı bir grup eylemcidir ve bu da bize yukarıda Aaron Barr’ın söylediği, “Anonymous’un sadece heyecanlı ve meraklı çocuklardan oluşan bir ekip” olmadığını doğrulamaktadır.
Anonymous’un yukarıda sözü edilen eylemlerini yapma konusunda çeşitli yöntemleri olduğu biliniyor. Hatta söylendiğine göre Anonymous’un olduğu bilinen herhangi bir siteye bir mail gönderdiğiniz zaman, bu sizin de Anon olmaya gönüllü olduğunuzu gösteriyor ve o sandan itibaren bilgisayarınızın kontrolü Anonymous’un eline geçiyor ve sizin parmağınız bile kıpırdamadan, bilgisayarınız Anonymous eylemlerinde kullanılabiliyor. İnternet ve bilgisayar teknolojisine vakıf olmayan bizler için tam açıklamak kolay olmasa da, yaptığımız araştırmalar sonunda Anonymous’un sevmediklerini dize getirmek için uyguladığı bazı taktikler olduğunu öğrendik…
Bazıları şöyle:
Anonymous üyesi bilgisayar kullanıcıları (kendilerine Anon diyorlar) , web sitelerini çevrimdışı bırakmak niyetiyle bu siteleri veri bombardımanına tutarlar. Geçmişteki hedeflerinin arasında PayPal ve MasterCard gibi şirketlerle birlikte CIA’in web sitesi gibi ABD devlet siteleri de yer almıştır. Bu saldırılar, kurbanlar için saldırılara karşı savunma ve güvenliğin iyeleştirilmesi masrafları da dâhil olmak üzere on binlerce dolar masrafa yol açabilmektedir.
Medyanın Anonymous’a bakışı.
Anonymous saldırıları genel anlamda özel değil genel içeriklidir. Yani Anonymous’un saldırıları kendileriyle ilgili değil toplumla veya genel anlamda insanlık durumlarıyla ilgilidir. Örneğin Türkiye’de internete sansür uygulama konusu gündeme geldiğinde BTK’nın (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) ana sayfasına saldırıp çökertmişler veya eylemci öğrencilere aşırı şiddet uygulandığı zaman da İspanyol polisinin en önemli sitelerine saldırıp onları çökertmişlerdi. Anonymous’un büyük şirketlerin ve finans kurumlarının, insanlara ciddi zarar veren politikalarına, özellikle de internet ve medya sansürüne karşı yaptıkları eylemleri, ülkelerin ana akım medyaları, basit bilgisayar korsanlığı veya siber terör diyerek geçiştirmişlerdir. Halbuki gelişmiş ülkelerde dahil, Anonymous’un bu saldırıları karşısında çaresiz kalmış, politika değişikliklerine gitmiş ve ciddi maddi zararlara uğramışlardır.
Hizmeti engelleme saldırılarındaki en büyük desteklerden biri de LOIC adlı bir yazılım. “Low Orbit Ion Cannon”un kısaltması olan LOIC yazılımı, bilgisayarlarını isteyerek birer Anon’a dönüştürenlerin kullandığı ve Anonymous’a saldırılarında destek olan kişilerin kullandığı bir yazılım. LOIC’i bilgisayarınıza kurup ayarlarını yapınca, bilgisayarınız artık Anmoymous’un eline geçiyor ve hizmeti engelleme saldırıları da bu LOIC yazılımı sayesinde yapılıyor.
Anonymous bazı durumlarda da bilgisayar sistemlerine sızarak, kurum içi postalar ve müşteri bilgileri gibi hassas verilere dışarıdan erişim sağlamaktadır. Örneğin, bazı iddialara göre, Sony’nin sistemlerine yapılan bir korsan saldırısı yaklaşık 100 milyon online bilgisayar oyunu kullanıcısının kişisel bilgilerinin çalınması ile sonuçlandı. Sony popüler PlayStation online ağını bir aya yakın bir süre kapattı ve saldırının kendilerine yaklaşık 171 milyon dolara mal olduğunu iddia etti. Anonymous katılımcıları, saldırıyı grubun yönetmediğini söylediler ancak grupta yer alan bazı kişilerin bu saldırıda yer almış olabileceğini dile getirdiler. Birçok Anon forumunda ise saldırıyı Anonymous’un gerçekleştirdiği açıkça reddedildi ve bunu yapmanın neden aptalca olacağı konusunda mantıklı açıklamalar yapıldı.
İranlı bir hacker tarafından hack’lenmiş bir ana sayfa.
İnsanlar hakkında bazı kişisel bilgilere ulaşıp bunları online olarak ifşa etme yoluyla gerçekleştirilir. Bilgi erişimi bir insanın kimlik bilgilerini açıklamakla sonuçlanacağı gibi daha vahim sonuçlarda yol açabilir. Örneğin bazı olaylarda hacktivist’ler kimlik bilgilerini ele geçirdikleri kişilerin hayatlarının en özel yönlerini de ifşa edip onları çok kötü durumlara düşürebilir. Darknet Operasyonu sırasında çocuk pornosu sitelerinde karşılaştıkları insanların adlarını, telefonlarını vb. internetten herkese yayınlayan Anon’lar adamları aynı zamanda FBI ve İnterpol’e de şikayet ederek çoğunun tutuklanmasına yol açmışlardı.
Türk bir hacker grup tarafından hack’lenmiş bir sayfa.
Daha masum durumlarda ise hacktivist’ler gıcık oldukları kişinin ev veya cep telefonuna saniyede 10 ila 20 arası çağrı yönlendirerek telefonları kullanılmaz hale getirebiliyorlar. Ya da ev adresini bildikleri birine aynı anda 200 tane pizza ısmarlayıp onu zor durumlarda bırakabiliyorlar. Bazı durumlarda ise kişinin evine seks shop’lardan porno filmler veya seks oyuncakları gönderme gibi durumlar yaşattıkları da oluyor.
İnsanın internet hesaplarının ne kadar özel ve gizli bilgiler içerebileceği düşünülünce bazı durumlarda bu bilgilerin internette olduğu gibi açığa çıkmasının da insanı ne durumlara düşürebileceğini tahmin etmek zor değil…
Bizim bu kitapta kısaca ESİ olarak anacağımız Elektronik Sivil İtaatsizlik kavramı aslında Anonymous’la birlikte başlamadı, ama bu kavramı popülerleştiren ve en başarıyla uygulayanlar hiç kuşkusuz Anonymous ekibidir.
Herkesin bildiği gibi, sivil itaatsizlik kavramı popüler kültüre Amerikalı yazar-filozof Herny David Thoreau’nun 1848 yılında yayımladığı Sivil İtaatsizlik adlı kitapla girdi. Thoreau bu kitabında bireyin haklarını yüceltiyor ve değil monarşik liderlerin, demokratik hükümetlerin bile “vatandaşa rağmen” ayakta durup, canları istediği gibi hükümet edemeyeceklerini anlatıyordu. Hikayeye kısaca değinmek gerekirse; Meksika Savaşı’nın ABD hükümetine maliyeti artınca hükümet bir kereliğine ek bir vergi koymaya karar vermişti. Thoreau bu “kelle vergisi”ni ödemesini isteyen yerel polis Sam Staples’in isteğini yerine getirmedi. Üstelik Staples’in “paraya sıkışıksan vergini ben ödeyebilirim” önerisini de geri çevirdi. Thoreau vergisini ödememesini “bir ilke sorunu” olarak açıklayarak, vergi ödeyerek “insan öldürmek için silah satın almak isteyen” köleci bir devletin işini kolaylaştırmak istemediğini belirtti. Gelişmeler karşısında cezaevine konulan Thoreu’nun amacı, tutuklanarak içeri girmek ve böylece dikkatleri kölelik karşıtı harekete çekebilmekti. Ancak, bir gece cezaevinde kalan Thoreu’nun borcu bir yakını tarafından ödendi ve Thoreu serbest bırakıldı. Thoreu’nun gelişmeler karşısındaki tavrı da netti. Vergi borcunu kendisi ödemediği için cezaevinde kalmasının hakkı olduğunu söyledi. Ancak, çıkmazsa zorla çıkartılacağı yanıtını alınca mecburen dışarıya çıktı. Thoreu cezaevinden çıktıktan sonra eylemlerini ve cezaevine giriş öyküsünü merak eden kasaba halkına konferanslar verdi. Thoreu’nun bu konferanslarda anlattıkları daha sonra Sivil Hükümete Direniş başlıklı bir manifestoya dönüştü. Bu manifesto Türkçeye de “Sivil İtaatsizlik“ başlığıyla çevrildi.6
Kökenini bu felsefeden ve kitaptan alan sivil itaatsizlik kavramı elbette çağa da ayak uydurdu ve Eleştirel Sanat Topluluğu (Critical Art Encemble) adlı bir avant-garde sanat grubunun 1995 yılında yayımladıkları Elektronik Sivil İtaatsizlik adlı kitap da yeni çağın siber hacktvist’lerine esin kaynağı oldu. 1994 yılının Guy Gawkes Günü7 dönemin Britanya Başbakanı John Major’ın sokakta yapılan dans festivalleri vb. sanat etkinliklerini yasadışı ilan etmeye kalkışmasını protesto etmek isteyen San Francisco’lu Zippies adlı bir grup hacktivist Britanya’nın devlet internet sitelerine büyük bir saldırı gerçekleştirdiler ve siteler neredeyse bir hafta boyunca çökmüş bir halde kaldı. İnternet çağının bu ilk büyük hacktivist olayının Guy Fawkes Günü yapılması ile sonradan bu eylemcileri kendilerine örnek alan Anonymous grubunun kendilerine maske olarak Guy Fawkes maskesini seçmeleri arasında net bir bağlantı olduğunu açıktır.
О проекте
О подписке
Другие проекты