Çoğumuz, daha aktif olmayı daha sağlıklı yaşamakla ilişkilendiririz. Düzenli fiziksel aktivitenin daha yüksek refah ve daha düşük endişe seviyesiyle bağlantısı olduğu bilinmektedir. Bu nedenle, aktif bir yaşam biçimi Birleşik Krallık’ta doktorlar tarafından önerilmekte, özellikle de hafif ve orta derecede depresyondan mustarip kişilere faydası olduğu düşünülmektedir22. Görünüşe bakılırsa, bu durumu açıklayan bir dizi karmaşık etmen vardır. Bunlar arasında egzersize verilen biyofiziksel tepkiler (örneğin endorfin hormonu salgısının artması) bulunsa da, egzersizin “öz yeterliliği” ve bir görevi başarıyla tamamlama becerimizi geliştirdiği görülmüştür. Bundan faydalanmak, fiziksel aktivitemizi makul seviyelerde de olsa artırmakla mümkün kılınabilir. Yani görüldüğü üzere, önemli olan kendimizi ve başkalarını daha sağlıklı ve daha mutlu kılacak hedefler bulmaktır.
Refah seviyesini artırmakla ilgili olarak daha az bilinen yöntemlerden biri de öğrenmektir. Genelde bir şeyler öğrenmeyi faydalı bir gereç olarak görürüz. Bir konuda daha iyi hale gelebilmek için, sınavı geçmek için ya da işte terfi almak için öğreniriz. Ancak bulgular öğrenmenin refah seviyemiz üzerinde hayat boyu süren bir etkisi olduğunu da göstermektedir. Öğrenimin küçük çocukların algısal ve sosyal gelişimlerinde hayati bir rolü olduğu bilinmektedir ve çoğu ebeveyn çocuklukta öğrenimi aktif olarak desteklese de çoğunlukla bu yaklaşım yaş ilerledikçe unutulur. Ancak ilerleyen yaşlarda gerçekleşen öğrenimin, kişinin özgüvenini, yaşamdan aldığı tatmin seviyesini ve iyimserlik hislerini artırdığı, sayıları her geçen gün artan bulgular tarafından da gösterilmektedir. Yani yeni bir müzik aleti çalmayı ya da yeni fotoğraf makinenizle harika fotoğraflar çekmeyi öğrenmek veya bir aşçılık kursuna yazılmayı hedef edinmek mantıklıdır. Öğrenme, işyerinde yeni bilgiler edinmeyi gerektiren bir projeye başlayarak da gerçekleştirilebilir. Davranışsal Kavrayış Ekibi’nde, çalışanların kodlamayı öğrenmek ya da randomize kontrollü deneylerden birini yönetmek gibi yeni yetiler kazanmalarını destekleriz. Başka işyerlerinde sözkonusu eğitim, yeni bir dil öğrenmek, sunum yeteneklerini geliştirmek ya da tüm ekibin katılacağı bir çevik proje yönetimi eğitimi olarak kendini gösterebilir. Yeni bir yeti kazanmanın, refah düzeyini artıran diğer etmenlerle örtüşen faydaları da olabilir. Örneğin yeni bir sporla ilgilenmek kişiyi hem daha aktif hale getirir hem de yeni insanlarla tanışmasına olanak sağlar.
Refah literatüründen gelen tavsiyelerin belki de en şaşırtıcısı merak duygusunu geliştirmenin önemidir. Bu, en basit şekliyle, etrafımızdaki görüntüleri, sesleri ve hisleri “dikkate almak” ve bu anların tadını çıkarmaktır. Bu konu, “farkındalık” ile ilgili araştırmalarla ya da şu anda olan bitene karşı duyarlı ve ilgili olmakla doğrudan bağlantılıdır23. Araştırmalar göstermektedir ki, hislerimizin, düşüncelerimizin ve sezgilerimizin daha çok farkında olmamıza yardımcı olabilecek iki ya da üç aylık bir eğitim programına katılırsak, refah seviyemiz yükseliş gösterir ve olumlu etkiler yıllar boyunca görülmeye devam eder24. Refah seviyesini artırmak için merak duygusunu tetiklemenin birçok yolu vardır. Örneğin, yeşil bir alan ya da bir su kaynağının yakınlarında bulunmanın akıl sağlına iyi geldiği kanıtlanmıştır. Ama merak duygusunu kendi belirlediğimiz hedeflerle ilişkilendirmenin en iyi yollarından biri, araştırmalar tarafından da kanıtlandığı üzere, bir maddi varlığa sahip olmaktansa nasıl “deneyimler” yaratabileceğimizi düşünmektir25. Bu bulgu, buz gibi suya batırılmak ve elektrik çarpmasına maruz kalmak gibi durumlar yaşamamıza rağmen, Davranışsal Kavrayış Ekibi’ndeki meslektaşlarımızla katıldığımız ve Tough Mudder televizyon programının bir parçası olan “aşırı zorlu engeller kursu”nu mutlulukla anmamızı da açıklar niteliktedir. Bu unsurlar tek başına o kadar da eğlenceli olmasa da, meşakkatli bir koşuyu hatırlanmaya değer bir anıya çevirme etkisine sahiptir. Daha da iyi olan ise, bu deneyimin fiziksel egzersizin yanı sıra sosyal bir etkinlik olmasıdır. Engelleri aşmak için takım olarak çalışmak gerekmiş, yani farklı refah unsurları bir araya getirilmiştir. İş arkadaşlarınızla çamurlu sahalarda koşmak belki sizin ilk tercihiniz olmasa da, çalışanların arasındaki bağı güçlendirip refah seviyesini artıracak ne tür başka etkinliklerde yer alabileceğinizi düşünebilirsiniz. Benzer mantık özel hayatta da uygulanabilir. Örneğin arkadaşlar ve aileyle geçirilecek deneyimlere daha fazla zaman ve para harcamak öncelik haline getirilebilir. Yani hedefinizi belirleyeceğiniz zaman, kendiniz için deneyimler planlamak da dahil, merak duygunuzu tetikleyecek keşiflere yönelmeyi göz önünde bulundurabilirsiniz.
Kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacak son etmen ise cömertliktir. İlk örnekte gördüğümüz üzere, bireyler paralarını kendileri için değil de başkaları için bir şeyler almaya harcadıklarında daha mutlu olmuşlardır. Ancak cömertlik maddiyattan daha fazlasıdır. Gönüllü çalışarak başkalarına zamanını vermek de yaşamdan alınan tatmin seviyesinde büyük artışlara sebep olmuştur. Yerel topluluğa aktif katılımın da mutlulukla güçlü bir bağı olduğu saptanmıştır26. Başkalarına yardım etmek, uzun yaşamayla bile ilişkilendirilmiştir27. Bu unsurlar, Harvard Psikoloji Profesörü Dan Gilbert’ın, başkalarına yardım etmenin yapılabilecek en bencilce şey olduğunu belirtmesine yol açmıştır28. Cömertliğin etkileri yalnızca psikolojik değildir. Zaman ve para konusunda cömert olmanın bizi fiziksel olarak da etkileyebileceği görülmektedir. Biyolojik çalışmalar göstermektedir ki, başkaları yaptığımız iyiliğin farkına vardığında ya da karşılık verdiğinde “sevgi hormonu” olarak da bilinen oksitosin salgısı artmaktadır. Yani kısacası cömertlik, yardımseverlere, ondan fayda görenlere ve geniş çapta topluma fiziksel ve zihinsel fayda sağlamaktadır29.
Örneğin yaşlı komşunuz ya da bir sivil toplum grubu gibi yerel topluluğunuza mensup kişi ya da kişilere aktif olarak yardım etme sorumluğunu almaya karar verebilirsiniz. Yıkık bir alanın yeniden yapılandırılması gibi, belirli bir projeye gönüllü olarak zaman ayırmaya karar verebilirsiniz. Hedefinize ulaşmak için başkalarının yardımına başvurmanız gerektiğine ya da başkalarına hedefleri konusunda yardım etmeye karar verebilirsiniz ki bu, ilerleyen bölümlerde sizi yapmanız için cesaretlendireceğimiz bir eylemdir. İş arkadaşlarınız da bu olaya dahil olabilirler. İşyerinde düzenlenen yardım projelerinin, çoğu zaman çalışanlar arasında son derece popülerlik kazandığı ve bağışları artıran verimli bir yöntem olduğu görülmüştür. Şimdilerde birçok şirket, çalışanlarına gönüllü aktivitelerde bulunmaları için zaman ayırmakta ya da ekip oluşturma egzersizlerinin bir parçası olarak hep birlikte yerel hayır kurumlarına yardım edilmesini desteklemektedir. Daha sonra da işleyeceğimiz üzere, günlük yardımların faydasını gören kişilerle ya da hayır kurumlarıyla etkileşimde olma fırsatları yakalamak, çalışanların refah seviyesini ve moralini yükseltmek için harika bir yöntemdir.
Refahı artırıcı unsurlar üzerine biraz daha düşünme fırsatı bulduğunuza göre, bu bilgileri ulaşmak istediğiniz hedefler üzerinde de denemenizi önermek isteriz. Belki de bunu yapmanın yollarından biri, önümüzdeki birkaç hafta kişisel ve profesyonel hayatınızda başarmak istediğiniz şeyleri not almaya zaman ayırmak olabilir. Çünkü nihayetinde, ne tür hedeflere ulaşmak isteyeceğinize ve bu hedeflerin ardında yatan sebeplere karar verecek olanlar sizlersiniz. Ancak öne atılıp hayattaki tüm tutkularınızı bir seferde başarmayı denemeden önce, sınırlı bir dikkat bütçeniz olduğunu hatırlatmalıyız. Bu yüzden çabamızı tek bir hedefe yöneltmemiz gerekir.
Hindistan’da yaşayan bir tarım ya da fabrika işçisi olduğunuzu hayal edin. Birkaç küçük çocuğunuz var ve ücretinizi iki haftada bir nakit olarak alıyorsunuz. Kasabanın en zengini olmasanız da maddi sıkıntı içinde değilsiniz. Tefeciye borcunuz yok, uzakta yaşayan bir akrabanıza para göndermeniz de gerekmiyor ancak daha fazla para biriktirmek istiyorsunuz. Böylece size ve ailenize bu konuda yardımcı olabilecek saygıdeğer bir mali planlamacıyla ücretsiz olarak işbirliği içinde olabileceğiniz bir programa katılmayı kabul ediyorsunuz. Mali planlamacı kenara attığınız paranın miktarını artırmak istiyorsanız kendinize tek ve belirgin bir birikim hedefi koymanız gerektiğini açıklıyor. Örneğin çocuklarınız olduğuna göre, bu hedef onların eğitimi için para biriktirmek olabilir. İlerleyen altı ayda harcamalarınız, kazancınız ve birikimleriniz ölçülüp bu şekilde bir hedef belirlemenin birikimlerinizi artırmak üzerinde bir etkisi olup olmadığı gözden geçiriliyor.
Şimdi benzer bir senaryo hayal edin. Size de kelimesi kelimesine aynı tavsiye veriliyor ancak tek bir hedefe odaklanmak yerine, gelecek yıllarda paraya ihtiyaç duyacağınız çeşitli durumlar için birden fazla birikim hedefi belirlemeniz isteniyor. Örneğin çocuğunuzun eğitiminin yanında sağlıkla ilgili konular için de para ayırmanız gerekiyor ve üstüne üstlük emeklilik için de birikim yapıyorsunuz. Sizce bu senaryolardan hangisi en çok parayı biriktirmenize yardımcı olur? Çoğu insan ikinci senaryoyu seçer. Çünkü bu senaryo birkaç farklı hedef için para biriktirmeye yönelik yaklaşımıyla görünürde daha anlaşılabilir bir seçenektir ve daha fazla birikim yapmaya olanak sağlar gibi görünür. Sonuçta paraya ihtiyaç duymak için daha fazla sebebiniz olursa kenara nakit koymak için de daha fazla gerekçeniz var demektir. Bazı açılardan bu doğru bir yaklaşımdır. Birden fazla hedef sahibi olanların hiç hedefi olmayanlardan yüzde elli daha fazla para biriktirdiği gözlemlenmiştir. Ama tek hedefi olanlarla karşılaştırıldığında bu miktar yine de az kalır. Bu grubun birikimleri, birden fazla birikim hedefi olan grubun birikimlerinin iki katından fazladır.
Davranışsal Kavrayış Ekibi’nin yakın bir dostu olan Dilip Soman ve meslektaşı Min Zhao tarafından gerçekleştirilmiş bu araştırma, bu kitap boyunca sık sık işleyeceğimiz türden, ezber bozan bilgiye güzelce ışık tutmaktadır. Birden fazla hedef belirlemenin yaratacağı sorun, zamanla bu hedeflerden hangisinin en önemli olduğunu düşünmeye başlamanızın kaçınılmaz olmasıdır. Böylece her bir hedef zaten sınırlı olan bilişsel “dalga boyunuza” sahip olmak için yarış içine girecektir. Soman ve Zhao, para biriktirenlerin zihinlerinde yer kaplayan her bir karmaşık ödün mekanizmasının (çocuğun eğitimi için biriktirilen her kuruş, emeklilik birikimine eklenmemiş bir kuruştur) nihayetinde ana hedef odaklarının bozulmasına (para biriktirememek) yol açacağı sonucuna varmıştır30. Hedeflere ulaşılması zor olduğunda bu yan etkiler daha da göze çarpar hale gelir. Çoğul ve zorlayıcı hedefler, bu tür akıl karışıklıklarını daha da belirgin kılar ve tek bir hedefe odaklanmanın önemli olduğu savını daha da güçlendirirler31.
Bir Hint kasabasında gerçekleştirilen araştırmanın şimdiki durumunuzla uzaktan yakından ilgisi yokmuş gibi görünüyorsa Batı dünyasında yaşayan insanların da kendilerine bir sürü karmaşık hedef belirleme eğiliminde olduklarını hatırlamak faydalı olabilir. Biz bunlara yeni yıl kararları deriz. Hepimizin başına gelmiştir. Yeni yılın ilk günüdür, muhtemelen bir önceki gece fazla içmişizdir ve bu sene her şeyin değişeceğine kadar veririz. Zinde olacak, daha az içip kilo verecek ve daha fazla tasarruf edip muhteşem bir iş bulacağız… Daha da önemlisi tüm bu şeyleri hemen şimdi yapacağız. Aynı durum kurumlar için de geçerlidir. Yöneticiler ekibin bu sene uzun bir liste dolusu performans göstergesini darmaduman edeceğine karar verirler. Aynen az önce bahsettiğimiz tasarruf çalışmasında olduğu gibi, eğer birden fazla iddialı hedefin peşinden koşarsak, çabalarımızın sonuçsuz kalacağını görürüz çünkü bu hedeflerden yalnızca birini başarmaya yetecek miktardaki bilişsel çabamız, diğer amaçları başarma ihtimalimizi baltalayacaktır32. Bir diğer deyişle, birçoğumuz için problem hedefsiz olmak değil, çok fazla hedefe sahip olmaktır. Bu nedenle, bir önceki bölümde kâğıda dökmenizi rica ettiğimiz hedeflerinize dönüp aralarından yalnızca bir tanesini seçmenizi istiyoruz.
Ana hedefinizi belirlemenin yollarından biri de, refahla ilişkilendirilen beş unsuru düşünüp, (hedefiniz ister gönüllülük, ister maraton koşusu, ister yeni bir işe girmek, ister çocuklarla daha fazla zaman geçirmek, ister işyerindeki ekibinizin performansını artırmak, ister kilo vermek olsun) sizin ve başkalarının refahını ne kadar artıracağını göz önünde bulundurarak her bir amacınıza birle on arasında puan vermek olabilir. Aynı zamanda kapasitenizin neyi başarmanıza yeteceği konusunda gerçekçi olmalısınız. Yine de başarıya ulaşma ihtimalinizi düşünmek yerine, bu hedefler hakkında ne kadar tutkulu ve onlarla ne kadar ilgili olduğunuzu düşünerek bir ile on arasında bir değerlendirme yapmanızı istiyoruz. Bu ayrım, işler zora girse bile, uğruna uzun süre dayanıklılık ve tahammül göstereceğiniz bir hedefe odaklanmanızı sağlayacaktır. Yani Homeros'a ilgi duymuyorsanız kendinize antik Yunanca öğrenmeyi hedef edinmeniz mantıklı olmaz. Tutku ve refah denen bu iki mercek, umuyoruz ki hedeflerinizi başka bir ışık altında incelemenize yardımcı olacaktır. Ana hedefinizin ne olması gerektiğine anında karar veremiyorsanız, uzun listenizi yakınlarınızla paylaşmanız mantıklı olabilir. Bazen eşiniz, restoranda sizin için daha kolay yemek seçebilir çünkü sizin ne yemekten hoşlanacağınız konusunda sizden daha fazla gözleme sahiptir. Aynı durum çoğu zaman, özellikle de işinizi değiştirmek ya da büyük bir projeye başlamak gibi önemli durumlarda, hayattaki hedefleriniz için de geçerli olacaktır.
Şimdi tek ve temel bir amacınız olduğuna göre, başarının nasıl göründüğü hakkında da net olmaya başlamanız gerekecek. Yani kendinize belirgin bir hedef belirlemeniz gerekiyor. Sayılamayacak kadar çok araştırma göstermektedir ki kilo vermek, işyerinde verimlilik, sigarayı bırakmak, oy vermek, kan bağışında bulunmak gibi çeşitli konularda bile, kesin bir hedef belirlemenin sizi istediğiniz sonuca ulaştırma ihtimali, yalnızca “elinizden geleni” yapmanızdan çok daha yüksektir33, 34, 35
О проекте
О подписке
Другие проекты
