Читать книгу «Çocuk Kalbi» онлайн полностью📖 — Edmondo De Amicis — MyBook.
cover

Anlaşılıyor ki, Jules Verne’in roman diyebileceğimiz kitapları; özellikle bilim-kurgu ağırlıklı olarak tabiat ve coğrafi bilgiler içermesi, macera ağırlıklı olması gibi özellikleriyle merak unsurunu tahrik etmeleri sonucunda Türkçe okurun da ilgisini çekmiş olmalı ki, peş peşe tercümeleri yapılmıştır. Bu tercüme işinde Ahmed İhsan’ı özellikle anmak gerekecektir. Çünkü o, Jules Verne’in bütün kitaplarını Türkçeye tercüme etmek arzusundadır. Yaptığı çalışmalarla da bunu ispat etmiştir: “Seksen Günde Dev-i Âlem” ile “Gizli Ada” (1890); “Kaptan Grant’ın Çocukları ile Deniz Altında Yirmi Bin Fersah” (1891); “Mihver-i Arz, Çin’de Seyahat”, İki Sene Mektep Tatili”, “Kaptan Hatras’ın Sergüzeşt ve Seyahati”, “Yer Altında Seyahat”, “Cevv-i Havada Seyahat” ve “Hırsız Kadın” (1892); “Araba ile Devr-i Âlem” (1893); “Beş Hafta Balonla Seyahat” ve “Balonda Bir Facia” (1893); “Antil Adalarına Seyahat”, “İki Çocuğun Devr-i Âlemi”, “Bir Haftada Devr-i Âlem”, “Spenser Adası” ve “Şansellör” (1903).

Türk çocuk edebiyatında tercüme faaliyetlerine baktığımızda görüyoruz ki, İbrahim Alâettin Gövsa’nın Edmondo de Amicis’ten “Çocuk Kalbi” adıyla tercüme ettiği kitap bu vadide farklı bir ses ve soluktur. Kitabın 1927 ve 1930 yıllarında iki baskısının da Maarif Vekâletince yapılmış olması önemlidir diye düşünüyoruz.

Cumhuriyet Dönemi’nde de “Robenson Hikâyesi” ile Jules Verne kitaplarının Türkçeye tercümeleri devam eder. La Fontaine kitaplarının çevirileri de devam eder. “Çocuk Kalbi”de hâlâ yeni çevirileri yapılmakta olan eserler arasındadır. “Çocuk Kalbi”ni son yıllarda basmayan yayınevi neredeyse yok gibidir. Bu durum ayrıca edebiyat sosyolojisi açısından ele alınıp değerlendirilmelidir diye düşünüyoruz. Burada şu hususu da özellikle belirtmekte fayda var: İbrahim Alâettin Gövsa’nın tercümesi tam bir metin olduğu hâlde, bazı yayınevlerinin baskısı maalesef tam bir metin olmadığı gibi aslından bire bir çevrilip çevrilmediği hususunda da şüphe uyandıracak cinsten çalışmalardır. Yani piyasada 60 sayfalık da “Çocuk Kalbi” var, 100 sayfalık da, 300 sayfalık da…

“Çocuk Kalbi”nin piyasada bulunan tercümelerini şöyle sıralayabiliriz;

“Çocuk Kalbi”, çeviren: Dr. Nurhan Özaltın Mehmet Aydın, 13. baskı, Anten Yayınları, İstanbul 1973.

“Çocuk Kalbi”, çeviren: Babil Çeçen, Örgün Yay., İstanbul 1984.

“Çocuk Kalbi”, çeviren: Kâsım Göçmenoğlu, Nehir yay., İstanbul 1995.

“Çocuk Kalbi”, çeviren: Nevin Özkan, Alkım Yay., İstanbul 1997.

“Çocuk Kalbi”, çeviren: Ali Çankırılı, Timaş Yay., İstanbul 1999.

“Çocuk Kalbi”, çeviren: Celal Kırlangıç, Gugukkuşu Yay., İstanbul 2000.

“Çocuk Kalbi”, çeviren: Doğa Güvenç, Yuva Yay., İstanbul 2000.

“Çocuk Kalbi”, çeviren: K. Şenol Sarınmaz, IQ Yay., İstanbul 2002.

“Çocuk Kalbi”, çeviren: Vedat Yılmaz, Kariyer Yay., İstanbul 2002.

“Çocuk Kalbi”, çeviren: Süheyla Eray, Metropol Yay., İstanbul 2002.

“Çocuk Kalbi”, çeviren: Cemal Cafri, Dost Kitaplar Yay., İstanbul 2003.

“Çocuk Kalbi”, çeviren: Melike Günyüz, Erdem Yay., İstanbul 2003.

“Çocuk Kalbi”, çeviren: Seyhan Tatar, Oda Yay., İstanbul 2003.

“Bir Öğrencinin Günlüğü”, çeviren: Melisa Yağmur, Bulut Yay., İstanbul 2003.

“Çocuk Kalbi”, çeviren: Serek Çelik, Sis Yay., 3. Baskı, İstanbul 2011.

“Çocuk Kalbi” adıyla bastıkları kitabı okurlarına tanıtırken yayın evlerinin yaptıkları tespitler ise genellikle aynı, “Dünyanın en çok okunan kitabı.” Ancak biz bu tanıtımlardan sadece iki tanesini buraya almakla yetineceğiz:

“Çocuk Kalbi”, çocuklar için yazılmış, onların minik yüreklerine hitap eden öykülerden oluşmuş bir kitaptır.

Anne ve babaların tereddüt etmeden çocuklarına hediye edebilecekleri bu kitapta, çocuklar, iyiyi, doğruyu, güzeli öğrenmelerinin yanı sıra; arkadaşlık, dostluk kavramlarını da gerçek anlamda tanıyabileceklerdir.

Çocukları gerçek hayata hazırlamak için kaleme aldığı bu eserde yazar; anne babalara da, çocuk eğitiminde detaylara dikkat çekerek yol gösteriyor. 7’den 77’ye herkesin zevkle okuyacağı bu kitapta sıcacık okul anılarını bulacak, çocuk dünyasının ve kalbinin her şeye rağmen ne kadar temiz kalabileceğine şahit olacaksınız.” (Kariyer Yayınları)

“Anne, Baba, Öğretmen ve Çocuklarımıza Açık Duyuru:

Çeşitli milletlerden eğitimcilerin dünyanın en faydalı çocuk kitabı seçtikleri, ‘Çocuk Kalbi’nin yeni baskısını sunmakla, Anten Yayınları bir eğitim ve kültür hizmeti yapmanın mutluluğunu duymaktadır.

Yarının büyükleri olacak çocuklarımızı; iyiye, güzele doğruya yönelten ve onları iyi insan, iyi vatandaş olarak aileye, topluma ve insanlığa kazandıran ‘Çocuk Kalbi’nin işlemekte olduğu konular şunlardır:

Çocuklarınızda ana baba, öğretmen, kardeş, arkadaş, insan, okul, yurt ve ulus sevgisi, iyilik, doğruluk, şefkat, alçakgönüllülük, gerçekçilik, hakseverlik, fedakârlık, kötülüklere ve haksızlıklara karşı direnme, değerbilirlilik, iradeyi güçlendirme, kitap sevgisi uyandırmak, planlı programlı ve düzenli çalışma konularını çocuklarımızın ruhunda işlemek, kalplerinde pekiştirmek; böylece onları aileye, topluma ve insanlığa kazandırmaktır.

‘Çocuk Kalbi’ni okuyarak değerini anlayan okurlarımızın; anneler, babalar, öğretmenler ve eğitimcilerimizin, çocukların yeme, içme, giyim, barınma ihtiyaçları dışında, iyi, güzel, doğru fikir ve duyguları aşılayan iyi ve faydalı kitaplara da önem vermeleri, çocukların yarınını güven altına alacaktır.

Aydın okurlarımızın, ‘Çocuk Kalbi’ni çocuklarımızın içlerine sindirerek okutmalarının, kitabın fayda alanını genişletmelerinin ve okuyamayanlara tanıtmalarının kutsal bir görev olduğunu hatırlatırız.” (Anten Yayınları)

“Çocuk Kalbi”ni Almancaya çeviren, bu kitabı tercüme etme gerekçesini açıklarken diyor ki: “Bir çocuğa yapılabilecek en büyük iyilik, ona, ‘Çocuk Kalbi’ni içine sindirerek okutmaktır. ‘Çocuk Kalbi’ni okuyan ve içindeki iyi duyguları benimseyen bir çocuğun kötü insan olması imkânsızdır. Bu kitabı çocuklarına okutmayan ana baba ve öğretmenlerin, çocuklarını gerçekten sevdiklerine inanmıyorum.”

“Çocuk Kalbi”ni “Grands Coeurs (Büyük Kalp)” adıyla Fransızcaya çeviren A. Piazzi diyor ki: “Bu kitabı okumayan çocuk, mutsuzdur. Bu kitabı çocuklarına okutmayan ana baba ve öğretmenler sorumludur. Ve bu kitabın girmediği okul, okul değildir!”

Amerika’nın güzide eğitimcilerinden Booker T. Washington da “Çocuk Kalbi” kitabıyla ilgili olarak şu tespitlerde bulunuyor: “Annem, babam ve öğretmenlerim, Edmondo de Amicis’in ‘Çocuk Kalbi’ adlı kitabını bana okutmamış olsalardı, öyle umuyorum ki ben de vurucu, kırıcı, dövücü, öldürücü, fikir ve duygu bakımından bencil, ana-baba ve öğretmenlerime saygısız, ilkel bir yaratık olurdum.

Hayatımda aldığım binlerce hediye arasında en değerlisi hangisi diye soracak olursanız, kesin olarak ‘Çocuk Kalbi’ kitabıdır derim. Bu kitap, benim ve çağdaşlarımın mutluluk kaynağı olduğu gibi, sonsuzluğa doğru akıp giden yeni kuşaklara da mutluluk kaynağı olacaktır.”

İlk defa meşhur eğitimcilerimizden İbrahim Alâettin Gövsa tarafından Türkçeye tercüme edilen “Çocuk Kalbi”, yine ilk defa Millî Eğitim Bakanlığı tarafından basılmıştır. “Çocuk Kalbi”, Millî Eğitim Bakanlığınca, 3/4/1961 tarihli ve 1147 sayılı Tebliğler dergisi ile okullara tavsiye edilmiş bulunmaktadır. Hatta zaman zaman “Çocuk Kalbi”nden bölümlerin ders kitaplarımıza dahi alındığı olmuştur (Meselâ: Beşir Gögüş; Türkçe Orta-1, İstanbul 1967, s. 102–103).

Ayrıca “Çocuk Kalbi”nin beyaz perdeye aktarıldığını da belirtmeliyiz.

Konu ve ana fikir:

Konusu, insani değerler olan “Çocuk Kalbi”, ana fikir olarak da; insan olarak yaratılmış olmanın ayrıcalığını kalıcı şekilde yaşamaktır, temel düşüncesini vurgulamaktadır.

Özet:

Romanın özetini çıkartacak olursak, ana çizgileriyle vaka şöyle gelişmektedir:

Enrico, çevreye göre maddi durumları iyi olan bir ailenin çocuğudur. Ailesi bu çocukla özel olarak ilgilenmektedir.

Enrico, İtalya’da bir mahalle okulunun üçüncü sınıfına devam etmektedir.

Üç aylık tatil rüya gibi geçmiştir. Enrico’yu tatil dönüşü ilk gün okula annesi götürür. Bu sınıfta yeni bir öğretmen ve yeni arkadaşlarla karşılaşır. Günlük tutmaya başlar.

Enrico, öğretmeninin değişmesinden ilk başta hiç hoşlanmaz ama zaman içinde yeni öğretmenini de sever.

Enrico, birtakım olaylara ve durumlara şahit olur. Bir gün okula gittiği sırada, tramvay yoluna düşen bir çocuğu kurtarmak isterken kendi ayağı tramvayın altında kalan çocuğu görür. Şahidi olduğu bu olay onu çok etkiler.

Sınıflarına yeni gelen bir öğrenciye nasıl davranılması gerektiği konusunda öğretmenlerinden dinledikleri nasihati hiç unutmaz.

Annesi ve kız kardeşi ile birlikte yardım için gittikleri bir evde sınıf arkadaşlarından birini görür. Babası da olmayan bu arkadaşının hayatın bütün olumsuzluklarına ve bulunduğu ortamın zorluklarına rağmen hâlâ başarılı olmasına şaşar. Arkadaşındaki bu çalışma azmi dikkatini çeker.

Enrico, çocukluğun ve ilk gençliğin verdiği bir dik başlılık ve sorumsuzlukla olacak annesine karşı saygısızlıkta bulunur. Bu olay üzerine anne ve babası Enrico’ya nasihatlerde bulunurlar. Enrico, bu nasihatleri sadece dinlemekle kalmaz.

Tatil öncesi, okulun son günü arkadaşlarından ve öğretmenlerinden ayrılmak çok zor olur. Okulun son günü arkadaşlarının anne ve babaları gibi Enrico’nun da anne ve babası düzenlenen merasime hep birlikte katılırlar.

Enrico, bir dahaki sene başka bir okula gidecektir.

Zaman:

“Çocuk Kalbi” romanında işlenen kozmik zaman, bir eğitim ve öğretim yılı olarak sınırlandırılmıştır. Yani ekim ayının ortalarıyla temmuz ayının başları arasındadır.

“Çocuk Kalbi” romanında işlenen takvime bağlı zaman, 1880’li yıllardır. Yazar, bu romanını, oğlunun bir yıl boyunca tuttuğu günlükten yola çıkarak kaleme almıştır. Bu durumdan hareket ettiğimizde, eserin bir roman (kurmaca bir metin) olduğunu bilecek ama hatıralardan yola çıkılarak yazıldığı için olayların yaşanmışlığı gerçeğini de dikkatlerden uzak tutmayacağız.

Bu kitabın, yayımlandığı günden beri çocuk edebiyatının klasikleri arasında yer almasını sağlayan ve hâlâ aranan eserler arasında olmasına vesile olan; insanların yetişkinlerin kendilerinden sonra gelecek olan kuşakların erdemli, dürüst, yeri geldiğinde paylaşmasını bilen, önyargısız, sevgi dolu, saygılı, vatansever bir nesil olmasını isteme arzularından kaynaklanıyor olsa gerek. Unutmayalım ki, çocukların okuyacakları kitapları seçme hürriyetlerinden ziyade, yetişkinlerin onlara kitap tavsiye etmesi gibi fiilî bir durum hâlâ devam etmektedir.

Anne, baba, öğretmen ve kütüphanecilerin çocuk duyarlılığını anlamak ve onların davranışlarını doğru anlamlandırmak için sık sık kendi çocukluklarını düşünmelerinde, bu ve buna benzer kitapları okumalarında fayda vardır.

Okuduğumuz eserlerde işlenen kozmik zamanı ve takvime bağlı zamanı doğru tespit etmemiz gerekmektedir. “Çocuk Kalbi”ndeki yaşanmışlık (giyim kuşam, çevre, kapalı mekânların tanzimi, hayat şartları…) 19. yüzyıl sonlarına aittir. Bugün şartlar aynı değildir. Bugün de benzer şeyler farklı durum ve hâllerde, farklı mekânlarda yaşanmaya devam etmektedir.

Çocukların okudukları, seyrettikleri eserlerin etkisinde kalabilecekleri, hatta bu eserlerden kendileri için rol-model kahramanlar seçebilecekleri gerçeğini hiçbir zaman göz ardı edemeyiz. Çocuk edebiyatının amacının, çocukları, zamanın dışına çekip, hayatın gerçeklerinden koparıp geçmişe özlemle birlikte o devri yaşama arzusu uyandırmaktan çok, onları geleceği kuracak insanlar olarak yetiştirmek olduğunu unutmamalıyız. Bunun için de çocuklarımızın okudukları, seyrettikleri her eserden sonra onlarla mutlaka bir araya gelmeli, sohbet etmeli, varsa sorularını cevaplandırmalıyız. Hatta yanlış anlaşılmalara sebebiyet verecek hâller varsa anne, baba, öğretmen olarak bizler, sorular yönelterek bu durumlara müdahil olmalıyız.

Mekân:

“Çocuk Kalbi” romanında geniş mekân İtalya’da Torino şehridir. Bu şehirde sokak, okul bahçesi gibi açık mekânlar yanında, başta Enrico’nun evi, okul ve arkadaş evleri gibi kapalı, dar mekânlar da romanda yer yer ayrıntılarıyla tasvir edilmiş ve olayların geçtiği yerler olmuştur.

“Çocuk Kalbi” romanının asıl kurgusunun zaman ve mekânlarıyla ilgili bu tespitleri yaptıktan sonra şu hususu da belirtmekte fayda var. Eserde, yazar her ne kadar oğlunun tuttuğu bir yıllık günlükten yola çıkmışsa da her ayın sonuna “Bu Ayın Hikâyesi” başlığı altında günlük dışından hikâyeler yerleştirerek eseri hem anlatım teknikleri açısından zenginleştirmiş hem de vermek istediği mesajların sağlıklı bir şekilde okurlarına ulaşmasına yönelik bir çaba içine girmiştir. İşte bu hikâyelerde işlenen zaman ve mekânlar konusunu genel tespitlerimizin dışında tuttuğumuzu da bilmelisiniz.

Sonuç olarak:

“Çocuk Kalbi” romanının hareket noktası her ne kadar bir çocuğun günlüğü ve çocuk duyarlılığıysa da aslında bu eserde; çocuk, anne, baba, kardeş ilişkileri çerçevesinde bir aile modeli ile eğitim ve öğretimin başarısını arttırmada olmazsa olmazlardan olan okul-aile işbirliği ve öğrenci merkezli okul, öğretmen, öğrenci, arkadaş, aile ilişkileri hususlarında zengin, duyarlı gözlemler ağı vardır. Buna sağlıklı bir aile reisinin ve bir babanın, eğitimci, yazar, gazeteci, gezgin, savaşı da görmüş bir vatansever dikkati ve hassasiyeti de eklenince, küçük büyük herkesin zevkle okuyacağı, okuduğunda kendince birtakım çıkarımlarda bulunup çeşitli kazanımlarla yarını kucaklamaya yönelik adımlar için kararlılık göstereceği bir roman ortaya çıkmıştır.

Hikâyedeki başarıya anlatımdaki kıvraklık da eklenince kitap, arananlar ve ısrarla her dilde yeni baskıları yapılan eserler arasında yerini almıştır.

...
8