Japon romancı, eleştirmen ve İngiliz edebiyatı araştırmacısı. Meiji döneminin en önemli romancılarındandır. Başlıca eserleri arasında Gönül (Kokoro), Küçük Bey (Botchan), Ben Bir Kediyim (Va ga hai ha neko de aru) ve Sanşiro yer alır.
Asıl adı Natsume Kinnosuke olan Natsume Sōseki, 2 şubat 1876’da Tokyo’da ya da o zamanki adıyla Edo’da dünyaya geldi. Bu yıl, yüzyıllar boyunca dışarıya kapılarını sıkı sıkıya kapatmış Japonya’nın, biraz da Amerika Birleşik Devletleri’nin dayatmasıyla dünyaya açıldığı Meiji döneminin başlarına tekabül eder. Bu değişim, tıpkı vadiye sıkışmış bir nehrin bir yolunu bulup tazyikle fışkırması gibidir. O zamanın Japonya’sında hayatın her köşesi bu tazyikli selden nasibini almaktaydı; ama en büyük değişim şüphesiz Tokyo’da oluyordu. Bu selin getirdiği yeni şeyler de, götürdüğü eski şeyler de olmuştu. Meiji dönemi aynı zamanda Feodal Japonya’nın nihayet tek bir imparatorluk çatısı altında toplandığı dönemdir. Başrollerini Tom Cruise ve Ken Watanabe’nin paylaştığı “Son Samuray” adlı filmde, (her ne kadar tarihi gerçeklerin dışında da olsa) dramatik bir şekilde canlandırıldığı üzere bu dönem, işlevini yıldan yıla yitiren samuraylık müessesesinin de sonunu getirmiştir.
Sokaklarda kimonolu ve takunyalı insanların arasına fötr şapkalı ve ceketli insanlar karışmaya başlamış, ahşap Japon tarzı binaların yanında tuğladan Batı tarzı evler bitmiş, bu evlerin içinde masa sandalye gibi Batı tarzı mobilyalar yerlerini almış, taşıt trafiği için fazlaca dar ve yokuşlu olan yollar düzleştirilip genişletilmiş ve buradan çekçeklerin yanı sıra tramvaylar da geçmeye başlamıştır. Bu dönemde Japonya, Batı medeniyetlerinin yüzyıllar sonunda ulaştığı seviyeye koşar adımlarla ve aceleyle birkaç yılda yetişme gayretindeydi.
Böyle bir dönemin içine doğmuş, bu dönemin getirdikleriyle yoğrulmuş Kinnosuke Natsume, zengin bir ailenin çocuğu olarak rahat bir yaşam sürmekteydi. Ne var ki henüz on yaşlarındayken, anne ve babası boşanmış ve ancak bu vesileyle aslında, bu iki kişinin gerçek anne babası olmadığını öğrenmiştir. İşin aslı, altı çocuklu bir ailenin en küçük çocuğu olarak doğmuşken bir aileye evlatlık verildiğidir. Ne var ki üvey babasının annesini aldatması sebebiyle boşanma vaki olunca eski ailesine geri dönmek zorunda kalmıştır. Gerçek annesiyle ilk defa böylelikle karşılaşabilmiştir. Lakin öz annesine hiçbir zaman anne diye hitap edemediği söylenir. Zaten öz annesi de kısa bir süre sonra, Kinnosuke’ye yeterince annelik edemeden vefat edecektir. Böyle bir çocukluk hayatı geçirmiş olmasının Natsume Sōseki’nin eserlerinde de derin etkileri olduğu söylenebilir.
Her ne kadar ailesi bir mimar olmasını istese de, Natsume Sōseki üniversite yıllarında şair Masaoka Şiki ile tanışmasıyla bir şiir tarzı olan haikuya merak salarak bir daha çıkmamak üzere edebiyat dünyasına girmiştir. Kraliyet Üniversitesi (Şimdiki adı: Tokyo Üniversitesi) İngiliz Edebiyatı bölümünden 1892 yılında mezun olduktan sonra, İngiliz edebiyatı öğretmeni olarak çalışmaya başlamıştır. Ancak, bir Japon olarak, muhtemelen o zamanın Japonya’sına halen uzak bir alan olan İngiliz edebiyatını çalışıyor olmanın anlamsız olacağını düşünmeye başlamıştır. Bundan iki yıl önce mutsuz biten bir aşk hikâyesi ve bir yıl önce baş gösteren tüberküloz hastalığı da eklenince, sinirleri epeyce zayıflamış ve hassas bir karakter sahibi olmuştur. Ardından Kamakura’da bir Budist rahiple yaptığı meditasyonlarla şifa arasa da bu da bir fayda sağlamamıştır.
Japonya’nın çeşitli yerlerinde öğretmenlik ve öğretim görevliliğini sürdüren Natsume Sōseki, 1900 yılında Japonya devlet bursuyla İngiliz Edebiyatı üzerine ihtisasını sürdürmek üzere İngiltere’ye gönderildi. Böylelikle Japonya devlet bursuyla yurtdışına gönderilen ilk Japon öğrenci oluyordu.
İlk önce gittiği Cambridge Üniversitesi’nde bir gece kaldı. Japonya’dan gönderilen burs, bu okulun harcını karşılamaktan uzaktı. Sonunda Londra Üniversitesi Akademisi’ne (University College London) gitmekte karar kıldı. Daha sonra ise “Üniversitedeki derslerin para ödeyip dinlenecek değeri olmadığını” belirtip bir Shakespeare araştırmacısı olan William James Craig’den özel dersler almaya başladı. Bu durum Gönül adlı romanındaki kahramanın “hocası” hakkında söyledikleriyle ilginç bir benzerlik gösterir.
“Hocamın konuşmaları bana okuldaki derslerden daha faydalı geliyordu. Profesörlerin görüşlerinden ziyade, hocamın mütalaalarına müteşekkirdim. Velhasıl kürsüye çıkıp bana hocalık eden o büyük insanlardan ziyade, yalnızlığını muhafaza edip çok laf etmeyen hocamın tutumu bana daha anlamlı ve yüce görünüyordu.”
Natsume Sōseki’nin İngiltere’de geçirdiği yıllar ömrünün en acı dönemini oluşturacaktı. Yazar ömrünün bu kesiti için daha sonra şöyle diyecektir:
“İngiliz beyefendilerinin ülkesinde, bir sürü kurt arasında sürten zavallı bir köpek gibiydim.”
Geçim zorluğu ve aşağılık kompleksi neticesi odasına kapanmış ve kitaplarına gömülmüştü. Öyle ki, pansiyon sahibesi aklını yitirdiğinden endişe ediyordu.
Japonya’ya rapor olarak boş kağıtlar göndermesi ve ruh sağlığının bozulduğuna dair söylentilerin memleketine kadar ulaşması neticesince Sōseki derhal geri çağrılmış ve 5 Aralık 1902 tarihinde Japonya’ya geri dönmüştür.
Natsume Sōseki, Tokyo’ya geri dönüşünün ardından İngiliz edebiyatı öğretmenliği işini sürdürmüş ve ilk romanı olan Ben Bir Kediyim’i (1905) yazmıştır.
Aslında Sōseki’nin yazarlık hayatı oldukça kısa olmuştur. Bununla birlikte, 37 yaşında bu ilk romanı ile üne kavuşmasının ardından, vefat ettiği 49 yaşına kadarki 12 yıl boyunca Japon edebiyatına kazandırdığı eserleri klasikler arasına girmiştir.
Sōseki 1907 yılında “Asahi” gazetesine girmiş ve kimi romanları bu gazetede tefrika halinde yayımlanmıştır.
Başlıca romanları şunlardır:
1905 Ben Bir Kediyim (Va ga hai va neko de aru)
1906 Küçük Bey (Botchan)
1906 Kusamakura
1908 Sanşirō
1911 Mon
1914 Kōjin
1914 Gönül (Kokoro)
1916 Meian
Son romanı Meian aynı zamanda en uzun romanıdır da. Lakin bu romanı tamamlayamadan bu dünyadan ayrılmıştır. Sōseki yazarlık hayatının son yıllarında mide rahatsızlığı ve sinir zayıflığı sebebiyle yazılarına kısa süreli aralar vermek zorunda kalmıştır.
Sōseki eserlerinde sanat için sanat düsturuna yakın bir duruş sergilemiş (Parnasizm) ve bu yanıyla döneminin romantizm ve natüralizm akımlarından ayrılmıştır. Takip ettiği dünya görüşünü yine kendi icat ettiği ve Türkçeye olağanüstücülük (Teikaishumi1) diye çevrilebilecek bir kelimeyle tanımlamıştır. Bu ifade, sıradan ve amiyane unsurları reddedip sanat ve doğadan zevk almayı temel alan aşkın bir görüşü tanımlıyordu.
Eserlerinde modern insanın iç dünyası, egoizm, aşk ve ihanet gibi temaları işlemiştir. Romanlarında umumiyetle üniversite çağlarında, çeşitli zorluk ve ikilemlerle boğuşan genç kahramanlar yer alır. Japonya’daki Batı tarzı modernleşme ve sonuçları, bireycilik, toplumdan ayrışma, insan doğasına yönelik olumsuz bir bakış açısı eserlerinde sık sık görülür. Yazar aynı zamanda eserlerinde birçok kelime oyunu yapmış, kendi icat ettiği kelimelere sık sık yer vermiş ve yer yer de hicivli bir dil kullanmıştır.
Gönül 1914 yılının 20 Nisan ile 11 Ağustos günleri arasında “Asahi” gazetesinde “Gönül, Hocanın Vasiyeti” adı altında tefrika halinde yayımlanmıştır.
Romanın adı daha sonraki kitap basımlarında Gönül olarak değiştirilmiştir. Kitap, “Ben ve Hocam”, “Ben ve Ailem” ve “Hocam ve Vasiyeti” olmak üzere üç bölümden oluşur. Bir gazetede tefrika halinde yayımlanmış olmasından olacak, bu üç ana bölüm de toplamda yüz on kısma ayrılmıştır.
Romanda hemen hemen hiç özel isim kullanılmayıp karakterler kişi zamirleriyle ifade edilmiştir. Bir karakter içinse isim olarak sadece K harfi kullanılmıştır. Başlıca karakterler şöyledir:
Ben: Romandaki ilk iki bölümün anlatıcısıdır. Genç bir üniversite talebesidir.
Hocam: İlk iki bölümün anlatıcısının “hocam” dediği şahıstır. Son bölümün anlatıcısıdır.
Hanımefendi: Romanda iki hanımefendi vardır. İlk iki bölümdeki hocanın eşi (Şizu) ve son bölümdeki pansiyon sahibesi.
Küçükhanım: Son bölümdeki pansiyon sahibesinin kızı.
K: Son bölümde hocanın arkadaşı.
Bunlardan başka anlatıcının anne, baba, abla, enişte ve abisi, hocanın amcası gibi birkaç alt karakter de bulunmaktadır.
Romanın birinci bölümünde, anlatıcı (ben) ve “hocam” dediği kişinin tanışması ve aralarında gelişen ilişki anlatılmaktadır. Meiji2 döneminin Japonya’sında bir üniversite talebesi olan “ben” hocasıyla ilk defa Kamakura’da bir kumsalda karşılaşacaktır. Birçok yönden esrarengiz bulduğu hocasına, kendisinin de tam açıklayamadığı bir sebeple daha da yakın olmak isteyecektir. Birinci bölüm ben ile hocası arasındaki samimiyetin giderek artmasıyla meydana gelecek olayları anlatmaktadır.
İkinci bölümde ise anlatıcının ailesiyle geçirdiği zamandan bahsedilmektedir. Babasının rahatsızlığı ve üniversiteden mezun olması sebebiyle Tokyo’dan ayrılıp memleketine dönen “ben” ile ailesi arasında geçen olaylar anlatılmaktadır. Üçüncü bölüm, “hoca” ile ilgili sır perdesinin aralandığı romanda o âna değin oluşan soru işaretlerinin bir bir ve yavaş yavaş cevap bulduğu bölümdür. Bu bölümde romanın en esrarengiz karakterlerinden biri olan K de sahneye çıkmaktadır.
Sōseki’nin bu romanına ilham kaynağı olduğu söylenen şöyle bir olay vardır:
İmparator Meiji’nin vefatının ardından, sadık Generali Nogi, eşiyle birlikte sadakat intiharına teşebbüs edecektir. Burada sadakat intiharı diye çevirdiğimiz eylemin Japonca adı junşi olup, eski samuray geleneğine göre efendisinin ölümü ardından sadakatin bir ifadesi olarak ona bağlı olan samurayların da intihar etmesi anlamına gelir. Nogi, ölümünün ardından bıraktığı yazıda intihar sebebini anlatmıştır. İmparator güçleriyle isyancılar arasında çıkan bir savaşta General Nogi bayrağını düşmana kaptırmış ve bunun utancıyla intihar etmeyi düşünmüştür. Lakin İmparator’a olan bağlılığı sebebiyle intihar edemeyip İmparator’un vefat edişine kadar geçen otuz küsur yıl boyunca bu arzusunu içine gömmek durumunda kalmıştır. Nihayet İmparator’un vefatıyla intihar etme “özgürlüğüne” kavuşmuştur. Sōseki’nin bu romanında bu vakanın derin etkileri olduğu söylenebilir.
На этой странице вы можете прочитать онлайн книгу «Gönül», автора Natsume Soseki. Данная книга. Произведение затрагивает такие темы, как «взаимоотношения», «психологическая проза». Книга «Gönül» была издана в 2023 году. Приятного чтения!
О проекте
О подписке
Другие проекты
